Archive for ‘October, 2012’

White Horse – Five minutes for Fame

We made social commerical video during Five minutes for Fame training course.

<p><a href=”http://vimeo.com/52529702″>White Horse</a> from <a href=”http://vimeo.com/handezerkin”>handezerkin</a&gt; on <a href=”http://vimeo.com”>Vimeo</a&gt;.</p>

Crew:

Maria Spenerova
Csatari Klara
Laura Danberga
Hande Zerkin

Monor / Hungary / September 202

Leave a comment

Ata’ya Saygı Sergisi

Bir fotoğrafımla Ata’ya saygı karma sergisindeyim, Beklerim.

KATILAN SANATÇILARIMIZ

• CEMAL DEMİR
• SELMA ÖĞÜNÇ DEMİR
• FIRAT NEZİROĞLU
• BANU ÇİÇEK ÖZAL
• CEM ÖZAL
• CAN ÖZAL
• TUNCAY TOPÇU
• TÜLAY ÇELİKEL
• SÜLEYMAN DUMAN
• ZÜLFİKAR SOYLU
• MELTEM SÖYLEMEZ
• CEMAL TAHSİN SUSAM
• DEMET BARLAS
• DERYA BARAN
• OĞUZ YILDIZ
• TARIK GÖK
• TUNA DOĞAN
• HANDE ZERKİN
• ŞİRİN KOÇAK
• SEMA OKAN TOPAÇ
• VAROL TOPAÇ
• ÖZNUR ENES
• TUĞRUL ERKUŞ
• NADİDE ARAR KARACA
• CEREN İPEK HAZNEDAROĞLU
• MEHMET ÇELİK

Leave a comment

tubicka.blogspot.com.es: Röportaj

İspanya’dan Tuğba Munoz Benitez ile bloğu için keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Teşekkürler Tuğba.

Surekli dergilerden okudugunuz yada televizyonlar duydugunuz bir terimdir belgesel fotografciligi,Peki hangimiz gercekte belgesel fotografciliginin ne anlama geldigini biliyor?

Bugun size genc bir belgesel fotografcisi olan Hande Zerkin´i tanitacagim.Fotograf ve sinemanin meslekten ote nasil bir tutkuya donustugunu,belgesel calismalarini,sokak fotografciligini ve projelerini konusacagiz.

Merhaba Hande, bize kendinden söz eder misin, kendini biraz  tanıtır mısın?

Merhaba Tuğba, 1984 yılında Izmir’de doğdum. Çocukluğum ve gençlik yıllarım Karşıyaka’da geçti. 2004 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo Tv Sinema bölümüne yerleşmemle, sinema ve fotoğrafçılık yolculuğum da başlamış oldu. İlk kısa filmimi 2007 yılında çektim, aynı yıl da ilk dijital fotoğraf makinemi alarak fotoğraf çekmeye başladım. O günden sonra da, fotoğraf ve sinema bir meslekten öte benim için bir tutkuya dönüştü. Şu an, Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü Film Tasarımı Bölümü’nde yüksek lisans tezim üzerinde çalışmaktayım. Ayrıca kısa film, belgesel, müzik videoları ve dijital/analog fotoğrafçılık çalışmalarımı sürdürmekteyim.

Neden fotoğraf ve sinema? Fotoğrafın ve sinemanın hangi alanı ile ilgileniyorsun?

Çocukken resim yapar, öyküler yazardım. Bir şeyler yaratmak, bu sürecin içinde olmak bana her zaman keyif vermiştir. Ama hiçbir zaman bunu bir meslek olarak düşünmemiştim. Üniversiteye ilk yerleştiğim zaman, yoğun bir şekilde edebiyat ile ilgileniyordum, öyküler yazıyordum, hatta bölümümü değiştirmeyi bile düşünüyordum. Fakat, sinema ve fotoğraf ile daha fazla zaman geçirmeye başladıkça, sinema tarihinden filmler izleyip kitaplar okudukça, fotoğraf sanatının ustaları ile tanıştıkça aslında ne kadar doğru bir tercih yaptığımın farkına vardım.

Dünyayı algılayışınız, gözlemleriniz, fikirleriniz, zihninizde olan her şeyi bir karede anlatabilirsiniz ya da onu bir filme aktarabilirsiniz. Bir daha orada olmayacak bir nesneyi, insanı görüntüyle sonsuza kadar fotoğrafınıza/filminize hapsedebilirsiniz. O insan ya da nesne bir gün yok olacak ama sonsuza kadar sizin yaratınızda kendine yer bulacak. Bence bu çok büyülü bir an. Ve bir daha orada olmayacak her şey için onlara duyulan özlem ve hüzün. Bu hüzün ve özlem duygusu, benim fotoğraf ve sinemada belgesel alanında çalışmalar yapmama neden oluyor.

 

Fotoğraf alanındaki çalışmalarım daha çok belgesel fotoğrafçılığın bir dalı olarak nitelendirilebilecek “Sokak Fotoğrafçılığı” alanında. Karelerimi tasarlarken ya da elimde makinemle sokaklarda dolaşırken, portreler çekmek ya da insanları fotoğraflamak yerine daha çok eski binaları, deforme olmuş sokakları, duvarları mesela levhaları fotoğraflamayı tercih ediyorum. Gözlerim onları arıyor, buluyor. Modern, düzenli, temiz sokaklarda gezmek yerine Izmir’in eski yerleşim yerlerine gidiyorum, terk edilmiş fabrikaları dolaşıyorum, gölgelerini, dokularını inceliyorum. Kimi zaman bir fabrikanın önündeki güvenlik kabinin içinde duran eski, yırtık koltuğu fotoğraflıyorum. Terk edilişlerine tanık olmak çok üzücü.

Sinema içindeyse daha çok ilgimi çeken belgesel. Kurmaca film senaryosu yazmayı ve yönetmeyi de seviyorum ama belgesel bana daha yakın ve samimi geliyor. Özellikle de “Yaratıcı Belgesel” olarak adlandırılan, klasik belgesel anlayışının aksine size değişik anlatım biçimleri ve yöntemleri kullanma imkanı tanıyan bir alt tür. Bir konuyu ele alırken, derdinizi anlatırken karakterinizi kameranın karşısına oturtmak yerine, yapabileceğiniz o kadar çok şey var ki. Seçim size ve yaratıcılığınıza kalmış.

Yeni actigin bir  websiten var, bize bundan bahseder misin?

Evet, websitem birkaç haftadır yayında. İnsanlardan güzel geri dönüşler alıyorum. Daha önce işlerim için farklı siteler kullanıyordum, fotoğraflarım için flickr, videolarım için vimeo. Ama portfolyom genişledikçe, filmlerimin sayısı arttıkça ve katıldığım projeler profesyonelleştikçe hepsini bir site altında toplamaya karar verdim. Fotoğraflarımı iki kategoride topladım: Analog ve dijitaller. Yaptığım kısa film ve belgeseller için de ayrı bir bölüm var. Ayrıca güncel olarak tuttuğum, projelerimle ilgili haberlerin yer alacağı, sevdiğim filmlerden diyalogları ve müzikleri paylaştığım bir bloğum var. Linkler bölümünde de, beraber çalıştığım arkadaşlarımın, takip ettiğim kişilerin sitelerini paylaşıyorum.

Üzerinde çalıştığın projelerin var mı? Son olarak ne söylemek istersin?

Şu an dördüncü belgesel çalışmam olan, İstanbul Dijital Kültür ve Sanat Vakfı’nın yapımcılığını üstlendiği, North Aegean Narratives projesi dahilinde çekimlerini gerçekleştirdiğim “I missed the Bus” isimli belgeselim üzerinde çalışmaya devam ediyorum. “Kuzey Ege Hikayeleri: Düşündüğünüzden Çok Yakın” temalı projemizde, Midilli, İzmir, Ayvalık, Adatepe ve İstanbul’da çekimler yaptık. 8 Türk-8 Yunan belgesel yönetmeni olarak eşsiz deneyimler yaşadık, sıkı dostluklar kurduk ve birbirinden değerli 16 yaratıcı belgesel yaptık. Herkes birbirine yardım etti, destek oldu ve çok kaliteli belgeseller ortaya çıkardı. Belgesellerimizin gösterimleri Midilli, Adatepe, Çanakkale, İzmir, Eskişehir, Atina ve İstanbul’da gerçekleştirildi. Çok güzel tepkiler aldık.

Belgeselim Midilli ve İzmir’deki sokak yazıları ve graffitiler hakkında. Midilli’ye ilk gittiğimde sokakların yazılar ve graffitiler ile dolu olması beni çok şaşırtmış ve büyülemişti. Ben de bu konu üzerinde ilerlemeye karar verdim. Adada yaşayan graffiticiler ile görüştüm, adayı dolaşıp grafiti ve sokak yazılarını kaydettim. Yazılar da graffiticiler de o kadar provakatifti ki. Sonra Türkiye’yi düşündüm, Izmir’i düşündüm. Bizim de burada sorunlarımız var: politik, ekonomik, sosyal… Niye burada bir şeyler olmuyordu? Niye duvarlar boştu? Bir şeyden mi korkuyorlardı? Bu benim ana sorunum oldu ve bunun peşine düştüm. Çok ilginç, etkileyici cevaplar aldım her iki yakadan. İzmir’den sonra İstanbul’a gittim, orada da birkaç kişiyle görüştüm. Şu an Midilli, İzmir ve İstanbul’da çektiğim görüntüler ile kendim için 15-20 dakikalık bir versiyon üzerinde çalışıyorum. Bitirince sitem üzerinden bir trailer ile paylaşacağım. Bu sene içindeki planım ise filmi Türkiye ve Avrupa’daki belgesel festivallerine gönderip daha çok insanın izlemesi sağlamak.

Ayrıca, Aralık ayında, analog fotoğraflarımdan oluşan bir serginin açılması için, Anadolu Üniversitesi, Sinema Tv bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışan arkadaşım Gözde Efe ile bir proje üzerinde çalışıyoruz. Dijital fotoğraf makinesi kadar analog fotoğraf makineleri de kullanıyorum. Deklanşöre sayısız kere basıp fotoğrafları anında görebilmenin ve istemediğimizi anında silmenin telaşı beni bazen tedirgin ediyor. Aslında dijital makine kullanırken de deklanşöre basarken cimriyim. Ama filmli makine ile fotoğraf çekmek, üzerine düşünmek, çift pozlamalar yapmak, heyecanla beklemek, filmin ışık almasını ummak, bayat film kullanmak ve sonuçları görünce yaşanan mutluluk… Bunları çoğu zaman dijitalle hissedemiyorsunuz. Yaklaşık üç senedir, Lubitel B ve Diana Cmyk ile orta format çekimler yapıyorum. Çok ilginç ve değişik sonuçlar elde ettim. Gözde bana sergi açmayı önerdi. Çok heyecanlıyım.

Son olarak sana ve takipçilerine söylemek istediğim şeyse,
Şu günlerde hayatla, insanlarla, çevremizle bağlantımızı sadece teknoloji ve araçları ile kurar hale geldik. Bence hayat sokaklarda, caddelerde, sahillerde, otobüs duraklarında, kahvelerde… Bu yüzden de, belgeselimi anlatırken yazdığım birkaç cümleyi senle paylaşmak istiyorum:

“Midilli’ye ilk geldiğimde, çevredeki grafiti ve sokak yazılarıdan çok etkilendim. Yunanca bilmiyordum ama çok dikkat çekiciydiler, okunmayı, tekrarlanmayı, anlaşılmayı, kayda alınmayı istiyor gibiydiler. Kendimi tutamadım ve onları kaydettim. Zaten her şey sokaklarda başlamaz mı? İsyanlar, savaşlar, hayatlar…”

Hande Zerkin´in kisisel web sitesi: https://handezerkin.com/

 

Leave a comment

Ey Arayan!

Uyan!!! Yaşlı bilgeliği öp

Hayallerini kucakla – bırak kendini ruhlara

Boşalt Hafızanı

Kurtul geçmişinden ve geleceğinden

Aç gözlerini, ruhunu aç

Yan yan yan

Aç kanatlarını kalbinin ateşine

Zehri aç, tat ab-ı hayatı

Panzehir ol

Kendi gölgeni cezbet

Körleş kendi ışığında

Aç bütün kapıları, anahtarları yut

Yenilmezliğin davulunu çal

Çevir kaderi tersine

kimiz biz?

Aşıklar ve Ozanlar

İnci avcıları ve Arayanlar

Bembeyaz döngünün masum kara koyunları

Biz, dünyanın büyücüleri

Kainati dönüştürenler

Kendi değişiminin içsel devriminde

Evrensel özgürlüğe öncülük edenler,

Barış çubuğunu kalbinin ateşiyle yakanlar

Bu bizim direniş çılgınlığımız,

Şevkat şarkımız, romantik isyanımızdır.

Kendi aydınlanmanı kışkırt

At nefsini Ateşe!

 

 

Romantik Asiler

İstanbul, 2012

Revolution Revelation

http://www.revolutionrevelation.be/

Leave a comment

North Aegean Narratives: Trailer

<p><a href=”http://vimeo.com/51515734″>North Aegean Narratives “trailer” (montage of 16 project films)</a> from <a href=”http://vimeo.com/modeistanbul”>MODE Istanbul</a> on <a href=”http://vimeo.com”>Vimeo</a&gt;.</p>

A montage of 16 short creative documentaries produced in 2012 as a part of the intercultural North Aegean Narratives project (northaegeannarratives.org) led by Istanbul Digital Culture and Arts Foundation, facilitated by MODE Istanbul and SOM.

Project Team
Project Coordinator: Ali Yurtsever
Artistic Director: Gökçe Su Yoğurtçuoğlu
Activities Manager: Selen Akçalı
Communications Manager: Zafer Kurdakul
Administrative Manager: Erdem Özel
Who are we: northaegeannarratives.org/who-are-we/project-team/

Leave a comment

North Aegean Narratives: Backstage

<p><a href=”http://vimeo.com/51643904″>NORTH AEGEAN NARRATIVES</a> from <a href=”http://vimeo.com/adaayseimamoglu”>Finikeportakali</a&gt; on <a href=”http://vimeo.com”>Vimeo</a&gt;.</p>

The “North Aegean Narratives” project has been designed by Istanbul Digital Culture and Art Foundation. Istanbul Digital leads and manages the project implementation together with its main project partner KEDE – Center for Research and Action on Peace of Athens Greece, and its associate partners.

The ultimate aim of the project was to use art as a way to foster a healthy and open dialogue between Turkish and Greek societies and to offer new artistic expressions seeking to enhance mutual cultural understanding and to overcome misconceptions and prejudices. In the action, 8 Turkish and 8 Greek media artists have collaborated in teams of 4 and each mixed team produced four short films dealing with the main theme “Rethinking Closeness and Apartness– Reconnecting with the Other Side” reflecting on different narratives such as culture, gender, environment, religion or tradition.

The participating artists attended a creative documentary development workshop, where they came together with the senior and local instructors and lecturers from various disciplines, and discussed the technical and conceptual issues relevant to the content of the project. In this workshop, the attention of the artists was drawn especially to the concerns of the North Aegean and they were encouraged to produce about their region and their common problems. In this context, Turkish and Greek academics specialized in different topics such as identity, multiculturalism, minorities, environment, Aegean region, gender, public art and cinema gave lectures on these topics during the workshop.

After the workshop, field work and shooting have proceeded and there have been mutual visits between Mytilene and Çanakkale by Greek and Turkish artists. Traveling to another geography which is very close but at the same time very far at a mental level, and working there as a member of a multi-cultural team brought about new points of view to the participants. The completed 16 short films will be screened in Adatepe, Mytilene, Ayvalık, Çanakkale, Athens, Izmir, Istanbul and Eskişehir. The project shall be closed with a conference that will be held in Istanbul. With this conference, the project results as well as lessons learned from the experience will be shared with a wider audience.

northaegeannarratives.org/making-of

Leave a comment

Film Selection Idfa 2012: Just brewed it, we’re waiting for it to settle

Our short creative documentary was selected Idfa 2012 Documentary Festival.

<p><a href=”http://vimeo.com/45761326″>Demledik, Cokmesini Bekliyoruz (Just brewed it, we’re waiting for it to settle)</a> from <a href=”http://vimeo.com/modeistanbul”>MODE Istanbul</a> on <a href=”http://vimeo.com”>Vimeo</a&gt;.</p>

 

“This place is my child. How can I give my child away? I devoted my life to it.”

“Just Brewed It, We’re Waiting for It to Settle” by Hande Zerkin, Metin Akdemir, Gunes Uyaniker and Gulgun Dedecam portrays a day at Refik’s Tea House in the Alsancak district of Izmir, serving its regular customers fresh, warm, and inexpensive tea all day, everyday.

Produced by MODE Istanbul in 2012 as part of the Youth MODE “Street Stories” Workshop in Izmir/Turkey.

This work is part of Doc Next Network media collection. For more information visit docnextnetwork.org

Crew: Hande Zerkin/Metin Akdemir/Gunes Uyaniker/Gulgun Dedecam (Turkey, 2012, 6 min.).

Leave a comment