Yeni yönetim çatışmalarda ölenlerin resimleriyle süslü duvarları görüntü kirliliği diye beyaza boyuyor. Graffiti sanatçıları ise sokağı bırakmamaya kararlı.Grafiti sanatı deyince akıllara genelde muhalif bir söylem gelmesi boşuna değil. Devlet otoritesi sokaklarda duvarların tanımadıkları birileri tarafından boyanmasına genelde pek sıcak bakmıyor. Hele de o duvarlar kendi iktidarını tehdit ettiğinde. Mısır ’da da geçen yıl ülkeyi sallayan halk ayaklanması sırasında grafiti devrimin ayrılmaz bir parçası haline gelmişti. O sokaklarda bu günlerde sokak sanatçılarıyla yetkililer arasında büyük mücadele yaşanıyor. Nedeni, yeni yönetimin grafitilere savaş açması. Belediye görevlileri polisler eşliğinde sokak sokak geziyor, nerede bir grafiti görseler hemen fırçayı kapıp duvarı beyaza boyuyorlar.

Mısır’da geçen yıl halk yaklaşık 30 yıllık Hüsnü Mübarek rejimine karşı ayaklandığında, on binlerce kişi Tahrir’i doldururken boyayı, spreyi kapan birçok sokak sanatçısı da arka sokaklarda hummalı bir çalışmaya koyuldu. Mübarek devrildiğinde Mısır’da duvarlar adeta dile gelmişti. Mübarek gitmişti ama yerine atadığı Yüksek Askeri Konsey (YAK) hâlâ iktidardaydı, ayaklanma sırasında ilk başta sokağa çıkmaktan kaçınan İslamcı Müslüman Kardeşler ise iktidara ilerliyordu.

Tahrir’in arka sokaklarında hareket

Aradan bir yılı aşkın süre geçti. Müslüman Kardeşler adayı Muhammed Mursi cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu ama eski rejime bağlı askerlerle İslamcı iktidar arasındaki mücadele kısa vadede bitecek gibi görünmüyor. Mursi, hem eski rejim temsilcileriyle hem de ABD ’yle ve İsrail ’le ilişkilerde temkinli adımlar atıyor. İktidarı ele geçiren Müslüman Kardeşler memnun ama ‘devrim’ umuduyla sokakta savaşan çok sayıda kişi sonuçtan hayal kırıklığına uğramış durumda.

Geçen yıl yüzlerce kişinin öldüğü Tahrir Meydanı son zamanlarda oldukça sakin. Meydanı çevreleyen sokaklarda ise hâlâ hareket var. Muhaliflerin artık evlerine dönmesini isteyen yetkililer sokak sanatçılarına göz açtırmamaya kararlı. Halk ayaklanmasının en kanlı günlerinde bile sokağı terk etmeyen sanatçılar da muhalefeti sürdürmeye. Sokak sanatçılarına göre yeni rejim baskı konusunda eskisini aratmıyor. Her sokak başında bir polis ekibi var. Ama onlar zor koşullarda çalışmaya alışık. Sanatlarını ifade özgürlüğünün bir parçası olarak görüyorlar ve geçen yıl binlerce kişinin bu amaçla sokağa çıktığını vurguluyorlar. Son dönemde eskiden Mübarek’i temsil eden grafitilerin yerini Mursi’ninkiler almış. Ayaklanmada ölen neredeyse herkesin en az birer resmi var Mısır sokaklarında. Bazı sanatçılar amatör. Çizdikleri grafitileri arkadaşlarını unutmamak için bir yol olarak görüyorlar.

Herkesin devrimi farklı

Grafitilere tepkiler çeşitli. Yönetime göre son dönemde yükselen anarşi artık sona ermeli, düzen yeniden inşa edilmeli. Sadece siyasette değil toplumsal alanda da güçlenen bazı İslamcılara göre ise duvarlara böyle ‘uygunsuz’ şekiller çizmek dinen caiz değil. Sonuçta herkesin devrimi farklı. Grafiti sanatçılarının çoğu solcu ya da liberal.
Geçen hafta bir grup grafiti sanatçısı Tahrir Meydanı yakınlarındaki Muhammed Mahmud Caddesi’nde yeni silinmiş duvarları yeniden boyamak üzere bir araya geldi. Caddedeki Amerikan Üniversitesi’nin duvarlarına “Yönetim değişmedi, hâlâ ayakta” ifadeleri yer alan grafitiler çizildi. Geçen yıl çok şiddetli çatışmalara sahne olan sokakta ölen ve yaralananların resimleri duvarları süslüyor. Yönetimin görüntü kirliliği olarak gördüğü grafitiler birçok Mısırlı için devrimin sembolü.

‘Sokaklar şirketlere değil halka ait’

Kahire’de yaşayan Mısırlı ünlü grafiti sanatçısı Keizer’e göre sokak sanatı bilinçdışı bir yaratım kolektifi. E-posta yoluyla sorularımızı yanıtlayan Keizer, grafitinin sokakları bir tür gerçeği sorgulama aracına dönüştürerek alternatif medyaya hizmet ettiğini düşünüyor.

Mısır’da 2011’deki ayaklanmaların ardından sokaklar grafitilerle dolup taştı. Halk isyanı ile grafiti sanatı arasındaki ilişki nedir?

Grafitiyi seçmemiz, yıllarca karşı karşıya olduğumuz baskı ve adaletsizliğe duyduğumuz öfkenin bir sonucu. Bu istek devrim başlamadan önce şekillendi ama devrimle beraber doğruğa ulaştı. Amacımız halkı güncel olaylar konusunda bilgilendirmek, kapalı kapılar ardında dönen ve medyanın malum nedenlerle haber yapmadığı dolapları ortaya koymaktı. Bunlar arasında Mübarek döneminde ve devrim süresince ordunun ve içişleri bakanlığının işlediği çok ağır suçlar da var.

Bazı röportajlarında, çalışmalarında sadece iktidarı değil kapitalist sistemi de hedef aldığını okudum. Peki Mısır devriminin geldiği nokta seni tatmin ediyor mu?

Ben kendimi bir sanat aktivisti olarak tanımlıyorum. Amacım sıradan insanlara ulaşmak. Güzel olan şeyleri, sanatı anlayan tek sınıf olduğu düşünülen seçkinlerin tekelinden kurtarmak. Benim çalışmalarım korkuyla mücadele etmek, hakkımız olanı geri kazanmak için bir araç.
Grafiti yaratma tutkum kapitalizmin kurban ettiği ve ötekileştirdiği insanlardan kaynaklanıyor. O yüzü, adı olmayan insanları, zenginlere hayat kuran ama kendi ellerinde hiçbir şey kalmayan işçileri çiziyorum. Halka ait olan alan şirketlerin reklam panolarıyla işgal ediliyor. Bunun için asla iznimizi almıyorlar. Grafiti çizenler bazen ağır para cezaları ödemek zorunda kalıyor. Bu şiddete karşı mücadele sürecek. Bu alanlar halka ait ve biz bunu gösteriyoruz.

Ayaklanma sırasında neler hissettin? Olaylar sanatında bir değişim yarattı mı?

Sanatım devrim boyunca büyük değişim gösterdi. Her zaman yeni siyasi gelişmeleri takip ediyorum. Örneğin bu süreçte sadece toplumda ve siyasette değil bizim yaptığımız işte de ne kadar erkek egemen bir bakış açımız olduğunu fark ettim. O yüzden artık daha fazla kadın figürü kullanıyorum. İnsanların otoriteyi ve gerçekliği sorgulamasını sağlamaya çalışıyorum.

Grafitilerin üzerinin yetkililer tarafından kapatılması hakkında ne düşünüyorsun?

Bu tabii ki bir sansür. Belki Mübarek döneminde gördüğümüzden farklı bir sansür, ama statükoyu tehdit edenleri potansiyel tehlike olarak görüyorlar. Mısır 1990’lardan sonra bir özelleştirme dalgası yaşadı. Bu halkın gelirinin azalması anlamına geliyor. Elbette ki gidişattan memnun değilim. Mısır devriminin Müslüman Kardeşler tarafından çalındığını düşünüyorum. Finansal ve toplumsal olarak devrimle bağı olmayanların iktidarı sürüyor. Müslüman Kardeşler sosyal reformlar yerine korku yaratarak iktidarını sürdürme peşinde.

Radikal – MERVE ARKAN

Alıntıdır: http://www.sharkrecords.net/?Syf=26&Syz=174283

Advertisements