Archive for ‘May, 2013’

16 Mayıs’ta Remapping Europe videoları ve diğer kısa belgesellerle Planete+Doc Festivali’ndeyiz

 Planete_Doc_2013-300x134

Doc Next Network için festival dönemi başladı, ilk durağımız Polonya’daki Planete + Doc Film Festivali!

Bu sene 11-20 Mayıs arasında Varşova’da, 14-20 Mayıs arasında Wroclaw’da düzenlenen ve her sene 30.000′i aşkın seyirciye ev sahipliği yapan Planete + Doc, Polonya’daki en büyük belgesel film festivali ve Avrupa’da kendi alanındaki en önemli festivallerden biri.

16 Mayıs’ta Remapping Europe İstanbul Yaratıcı Remix Atölyesi‘nde katılımcılarımızın yarattığı remix videolarının ilk örnekleri Planete + Doc Varşova’da gösterime giriyor:

Sessiz Gezi 89 (The Silent Excursion 89) – Enes Uysal
Portmanteau – Hande Zerkin
Gurbet Kenti (Gurbet City) – Mehmet Sami
Konup Göçer (Settler Migrant) – Hülya Mete
Ayrılık (Separation) – Pınar İdil Yakut
Nasıl Göçmek İstersiniz? (How Would You Like to Migrate?) – Fatih Bilgin

Proje kapsamında ayrıca VJ’lik üzerine bir atölye ve canlı sinema performansı düzenleniyor. Sanatçılarımızdan Enes Uysal bizleri temsilen ve atölyeye katılmak üzere Varşova’da. Gösterimde, Enes’in yaptığı remix videosu da yer alacak. Akşam yapılacak canlı performansa da katılıyor olacak. Performansta sanatçılar, Remapping Europe projesinin özüne bağlı kalarak göçmen hikayelerinden yola çıkan görselleri canlı müzikle mix’leyecekler.

Planete + Doc Varşova kapsamında, MODE İstanbul’un Türkiye’de, diğer Doc Next partnerlerinin İspanya, Polonya ve İngiltere’de düzenlediği atölyelerde tamamlanan kısa belgesel filmlerden bir seçki de 10-19 Mayıs tarihleri arasında sürekli olarak Doc Next film gösterimleri altında seyircilerle buluşuyor olacak. Türkiye’den seçilen filmler:

 

Tarlabaşı’nda Bir Yaşam (A Life in Tarlabasi) – Büşra Örnek
Kapanım (Enclosure) – Akile Nazlı Kaya
Refika – Özge Deniz Özker

Planete + Doc sayfasındaki bilgiler için tıklayın.

Kaynak: http://modeistanbul.org/

Advertisements
Leave a comment

REMAPPING EUROPE – A REMIX PROJECT – NEXT STOP: PLANETE + DOC IN POLAND.

REMAPPING EUROPE – A REMIX PROJECT

“REMAPPING EUROPE – A Remix project highlighting the migrant perspective (2012 – 2014)” is a project by Doc Next Network.

REMAPPING EUROPE connects young European media-makers with migrant perspectives to audiences of any age, thus creating a new imagery in and of Europe. REMAPPING EUROPE is an investigative artistic project by Doc Next Network. The project involves creating new methods for expanded education, workshops for creative media-makers, a free-use media collection, a publication and a seminar.

The project’s activities stem from one underlying principle: re-mixing of media as a method to re-view, re-investigate and re-consider prevailing imagery of migrants in European societies. Ultimately, to ‘re-map’ Europe visually, geographically and mentally.

REMAPPING EUROPE activities include:

  • Creative remix ateliers in Spain, Poland, Turkey, and the UK involving 48 young digital storytellers with migrant backgrounds and perspectives creating new media. Our travelling participants have their own blog on Tumblr;
  • International showcases of their remix works at significant cultural festivals in each of these countries and in an online media collection;
  • Major remix-performances and installations in multiple cities including Amsterdam and Seville, called European Souvenirs;
  • Transnational, cross-sectoral learning platforms investigating the migrant’s perspective in the public debate and imagery (including the Remix Room, to be published on this website soon!);
  • A wider participatory, digital component involving European citizens across the continent and a research publication and catalogue documenting the processes and outcomes of the project.

An important result of the project is the archival and creative exposure of present-day perspectives of young (future) citizens on migration, as captured in creative media. It contributes to the European cultural heritage and is a future point of reference in our European collective memory.

The festival season has started and the first stop for Doc Next Network is the Polish Planete + Doc Film Festival!

With more than 30,000 visitors, Planete + Doc is the biggest documentary festival in Poland and one of the most important festivals of its kind in Europe. On 16 May 2013, you can attend a screening, show and workshop in the framework of Remapping Europe, a project by Doc Next Network. In the films that are programmed, young documentary makers look at the present image of migrants in Europe and tell their stories in a remix form. Among them are an art student from Iran, a Pole born in France, a reporter of Belsat and an independent Belarusian television journalist. They live in Poland, the UK, Turkey and Spain, and their stories draw a new map of contemporary Europe.

As well as Remapping Europe you can also watch an unusual Live Cinema Show, during which, in the rhythm of live music and image mixes, the authors will once again touch upon the subject of borders.

The 10th edition of the Planete + Doc Film Festival festival will be held from 10 – 19 May 2013 in Warsaw and 12 – 19 May 2013 in Wroclaw. The European Souvenirs show is on 16 May 2013 at 21:00 in Cafe Kulturalna (in the famous Palace of Culture and Sciences) in Warsaw. Entrance is free!

 

Leave a comment

6gen Fotoğraf Dergisi: Hande Zerkin

Hande Zerkin

6gendergi-sokak-fotografciligi-hz00

Hande Zerkin

Hüzünleniyorum,

Yürüdükçe, yalnız, kendi haline bırakılmış sokaklar, evler keşfettikçe. Onlar da yaşıyordu çünkü bizimle beraber yaşadılar, yaşlandılar. Şimdiyse, boyaları döküldüğü, camları kırıldığı, eskidikleri ve bize uyum sağlayamadıkları için terk ediliyorlar; tıpkı insanlar gibi.

Kapıları açıyorum, içeriye giriyorum, keskin bir küf kokusu çarpıyor burnuma.

Odaları dolaşmaya başlıyorum birer birer, tahtalar gıcırdıyor. Hafif bir korku sarıyor içimi kırılır da düşerim diye. Diğer odaya geçiyorum, demir kepenklerden hafif bir ışık sızıyor.
Odanın ortasında tanınmayacak hale gelmiş bir çekyat yan yatmış duruyor öylece. Odanın diğer odaya açılan kapısına bir battaniye gerilmiş, korkarak açmaya çalışıyorum. Sonra bırakıyorum, belli ki diğer tarafta birileri yaşıyor. Benim olduğum taraf diğer evlerle birleşiyor. Yarısı yanmış, yarısı yıkılmış, tavanlar çökmüş, evlerin içinden ağaçlar fışkırmış. Bir ara çocuklar geçiyor koşarak yanımdan, nereye gittiklerini merak ediyorum, peşlerine takılıyorum. Başka bir Rum evine giriyorum. Yine boş, yine terk edilmiş.

Yukarılardan insan sesleri geliyor, çıkıp bakmaya cesaret edemiyorum. Sanki hayaletler geziyor içlerinde. Duvarlara dokunuyorum, sıvaları dökülmüş ama üzerlerinde hala belli belirsiz boya kalıntıları var. Renkler o kadar göz alıcı ki. Makinenin görüntülediğinden daha güzel, daha canlı. Kendilerine çağırıyorlar, bizimle kal der gibiler. Zaten ben de hep onları arıyorum.

Gün gelecek hepsi yıkılacak belki kendiliğinden, belki yerlerine yeni ve kusursuz apartmanlar yapılsın diye. İşte o zaman geriye dönüp kendime “burada eskiden ne vardı?” sorusunu sorduğumda, soruma iç rahatlığıyla cevap verebilmek istiyorum çünkü onlar kayıt altına alınmayı hak ediyorlar.

Sanırım benim fotoğraf ile olan yolculuğumu anlatan cümleler bunlar.

Daha çok İzmir’in unutulmuş, görülmek istemeyen, görmezden gelinen yerlerini fotoğraflamayı seviyorum. Ya da belki de birçok kişi görüyor oraları ama bakmayı bilmiyor, bilemiyorum. Çoğunlukla terk edilmiş evleri, fabrikaları, ıssız sokakları fotoğraflıyorum. İnsanlardan çok onların geride bıraktıkları nesneleri – arabaları, sandalyeleri, dolapları belki kapıları- arıyor gözlerim.

Bunların dışında şehirleri ve sokaklarını fotoğraflamayı seviyorum. Hayat sokaklarda bu yüzden ben de sokaklarda olmalıyım. Yürüyorum bol bol, ziyaret ettiğim şehirlerde de aynısını yapıyorum. Gördüğüm, ilgimi çeken her sokaktan kafamı uzatıyorum “acaba ileride ne var?” diye. Bazen çok şaşırtıcı kareler çıkıyor ya da insanlar. Bazen oturduğum bir kafede, ışığın betona vurduğunu fark ediyorum, geçenlerin ayaklarını izlemeye başlıyorum. Gittiğim her yerde bu merakı taze tutmaya çalışıyorum, bazen tüm gün yürüyorum.

Şimdiye kadar çekim yaptığım yerler arasında İzmir, İstanbul, Ankara, Midilli, Brüksel, Amsterdam, Budapeşte, Paris var. Bu sene içerisinde çektiğim sokak fotoğraflarından oluşan ilk kişisel sergimi açmayı planlıyorum. Ayrıca şu an İzmir’de Sokak Fotoğrafçılığı üzerine çalışan arkadaşlarımla beraber karma bir sergi açma hazırlığındayız. Dijital fotoğraf makinesinin yanında, analog fotoğraf makineleri ile de çekim yapıyorum. Yaklaşık üç senedir Lubitel 2 ile orta format çektiğim fotoğraflardan oluşan bir fotoğraf arşivim var. İlerleyen aylarda analog fotoğraf karelerinden oluşan ayrı bir sergi hazırlığım olacak. Fotoğrafçılığın yanı sıra asıl eğitimini aldığım alan sinema. Halen Midilli ve İzmir-İstanbul arasındaki sokak yazıları ve graffitileri konu alan belgeselim “I Missed the Bus” üzerine çalışıyorum. Bitirdiğim zaman, festivaller ve kısa film yarışmaları üzerinden izleyici ile paylaşacağım. Merak edenler daha ayrıntılı bilgiyi kişisel web sayfam üzerinden edinebilirler: http://www.handezerkin.com

Artık fotoğraf çekmek çok kolay, makinelere ve her türlü teknolojiye ulaşmak da. Bu durumun fotoğraf başta olmak üzere diğer sanat dallarına da bir bakıma zarar verdiğini düşünüyorum. Fotoğraf çekenlerin ve onu takip edenlerin algısı bu işin çok kolay bir şekilde yapılabildiği yönünde. Öncelikle bu yaratım sürecine kişi saygı duymalı. Dijitalin getirdiği sayısız poz çekme hakkını kullanmak yerine, karelerini düşünerek ya da kendisine “Ben ne görmek istiyorum?” sorusunu sorarak çekmeli. Olabildiğince çok örnek görmek de önemli, ben sürekli olarak internet üzerinden eski-yeni fotoğrafçıların portfolyolarını inceliyorum. Ayrıca sergileri takip etmenin ve müzelere gitmenin yarattığı ilham sürecini anlatmak imkansız. Tabii ki de bol bol yürümek gerekiyor, bunun için de iyi bir çift ayakkabı edinmek yapılabilecek en mantıklı şey.

http://www.6gendergi.com/sokak-fotografciligi-ozel-sayi-1/hande-zerkin/

Leave a comment